Kaynaklardaki mitolojik motifler ve tarihsel bilgilerden hareketle bu site için yazılmış edebî bir metin. Betimlemeler ve geçişler özgündür; eski bir destanın birebir çevirisi değildir. Nartların dünyasıyla 1864’ün gerçek tarihi birbirinden ayrılır.

Akşamı Kafkas dağlarının eteklerinde düşünün. Dorukların üzerinde kalan son ışık ağır ağır çekiliyor; uzaklık, mavi bir sessizliğe dönüşüyor. Şimdi bir sesin bu sessizliği araladığını hayal edin. Sözü duyan çocuk, henüz görmediği yolları tanımaya başlıyor. Taşın, ateşin, ormanın ve insan yüreğinin başka bir dilde konuşabildiği bir dünyaya giriyoruz. Bu dünyanın adı Nart Efsanesi. Kapısından içeri adım attığımızda bize kalan ilk şey bir kahramanın kılıcı değil, anlatılmaya devam eden bir söz oluyor.

Nartlar, Çerkezlerin kuşaklar boyunca sözle, şiirle ve ezgiyle yaşattığı destan dünyasının kahramanlarıdır. Bu miras tek kişinin yazdığı, son sayfası kapanmış bir kitaba sığmaz; başka Kafkas halklarının da kendi Nart gelenekleri vardır. Her anlatıcının sesiyle yeniden duyulan bu çokluk, burada Çerkez mitolojisine açılan kapımızdır. Aynı adı işitir, başka bir ayrıntıyla karşılaşırız: belleğin yolları bir ırmağın kolları gibi ayrılır, birbirine yaklaşır, kendi yatağında akmayı sürdürür.[1]

O dünyada Setenay’ın bilgeliği, Tlepş’in demirci ocağına kadar ulaşır. Sosruko’nun olağanüstü doğumunda sıcak taş yarılır; Tlepş’in elinden bir kahraman çıkar. Şıble göğün gürültüsünü, Thağeleç bereketi, Mezıtha ormanı ve avı hatırlatır. Burada yaşam yalnız savaş meydanında kurulmaz: Setenay’ın öğüdüyle ilişkilendirilen orak da destanın içindedir. Ekmeğin emeği, kahramanın cesareti kadar anlatılmaya değer bir yere kavuşur.[2]

Bir başka anlatıda Sosruko’nun yolu ateşi getirmeye uzanır. Bugün Adıgece bir edebiyat kitabının sayfasında duran bu başlık, insanı yeniden o ilk ışığın çevresine çağırır. Ateşi düşünürken yalnızca parlayan bir alev görmeyiz; karanlığın içinde birbirinin yüzünü seçebilen insanları da düşünürüz. Bu sayfanın hayalinde ateş, paylaşılınca çoğalan bir sıcaklıktır. Efsaneye kulak verirken soruyu kendimize yöneltiriz: İnsanın gücü, elinde tuttuğu şeyi başkalarının hayatına nasıl taşıdığında mı belirir?[7]

Sözün yolu, sonunda kâğıdın yoluna da kavuşur. On dokuzuncu yüzyılda Şora Nogmov ve Han-Giray gibi isimlerin derlemeleriyle, daha sonra Asker Hadeğatle’nin yedi ciltlik çalışmasıyla bu miras yazıya geçirilir. Kafkasya’daki ve diasporadaki anlatıcıların belleği, yazılı kaydın kaynaklarından olur. Bir sesi harflere yerleştirmek onu bütünüyle saklamak değildir elbette; duraklamayı, bakışı, bir ezginin odaya bıraktığı duyguyu okur yeniden arar. Yine de sayfa açıldığında, unutulmaya karşı küçük bir kapı daha açık kalır.[8]

Fakat bu yolun üzerinde, efsanenin zamanı ile tarihin zamanı artık birbirinden ayrılır. 1864, Çerkezlerin Rus İmparatorluğu tarafından yurtlarından kitlesel olarak sürülmesinin simge yılıdır. Bu, destandaki bir felaket değildir; yaşamış insanların uğradığı gerçek bir yıkımdır. Tarihçi Walter Richmond bu süreci soykırım olarak inceler. Burada kahramanların olağanüstü güçlerinden değil, şiddetin ve yurdundan edilmenin karşısında kırılgan kalan insan hayatından söz ediyoruz.[3]

Denizin ötesinde bir hayat kurmak zorunda kalmayı düşünün. Geride kalan eşiği bir daha geçememeyi; bir yerin adını söylerken artık oraya giden yolu gösterememeyi. Sürgünün kayıpları aşağıdaki tarih bölümünde sayılarla da görünür olacak. Ama sayılar, tek başına bir yüzün yerini tutamaz. Bu yüzden burada bir an duruyoruz. Birinin annesi, birinin çocuğu, birinin birlikte yaşlanmayı umduğu insan için. Hatırlamak, yalnızca geçmişe bakmak değil; o hayatları unutulabilir saymamaktır.

Yurtlarından uzak düşenlerin hafızası da yeni yerlerde yeni biçimler alır. Madina Pashtova’nın Uzunyayla araştırması, mitolojik anlatımın değiştiğini; Nart destanının sözlü icrası gerilerken başka gündelik inanışların ve anlatıların sürdüğünü gösterir. Bu belirli bir çevrenin bulgusudur, bütün diasporanın tek resmi değildir. Yine de bize bir soru bırakır: Bir mirası yaşatmak, onu hiç değişmeden saklamak mıdır; yoksa değişen hayatın içinde, sesinin yeniden duyulacağı bir yer açmak mı?[6]

Bugüne gelirken o yeri yalnız raflarda aramayız. Yeleme Çerkezleri üzerine müzik araştırması, ezginin ve sözlü aktarımın kültürel kimlikle bağını, Nartların şarkılarla ve anlatılarla taşınmasını ele alır. Bir sesi dinlemek böylece geçmişe kulak vermenin yollarından biri olur. Duyulan şeyin tamamını ilk anda anlamasak bile, merak bizi geri çağırabilir: Bu ad kimin adıydı? Bu ezgi nereden geldi? Benden önce kimler dinledi, benden sonra kimler dinleyecek?[9]

Nart Efsanesi bugün bu soruların yanında duruyor. Yalnız uzak bir çağın görkemi olarak değil, öğrenmeye ve hatırlamaya açılan bir davet olarak. Bir adı doğru söylemek için yeniden denediğimizde, bilmediğimiz bir sözcüğü sorduğumuzda, bir büyüğümüzün anlatısını dikkatle dinlediğimizde o davete cevap veriyoruz. Dağların uzaklığı değişmeyebilir; fakat aramızdaki sessizlik değişir. Şimdi bu sayfayı kapatsanız bile, yanınızda bir soru, bir isim, belki küçük bir ışık kalsın. Bir sonraki anlatış oradan başlayabilir.

Kısa bir kronoloji

Efsanenin zamanıyla tarihsel olayların zamanını ayıran birkaç durak.

  1. Efsaneler söz, şiir ve ezgiyle aktarılır; tek bir başlangıç yılı verilmez.[1]

  2. Şora Nogmov ve Han-Giray gibi isimlerle yazılı derlemeler gelişir.[8]

  3. Savaşın bitişinin simge tarihi, sürgün ve kayıpların anıldığı gün olur.[4]

  4. Kafkasya ve diasporadaki sözlü miras, geniş derleme çalışmalarına kaynak olur.[8]

  5. Pashtova’nın Türkiye diasporası üzerine çalışması, mitolojik hafızanın korunmasını ve dönüşümünü inceler.[6]

  6. Düzce Üniversitesi, Adıgece mitoloji ve Nart metinlerini edebiyat ders kitabında sunar.[7]

1864: sürgün ve kayıplar

Sayıların ardında insanlar var.

En az 600 bin

Richmond’ın kitabının yayınevi özetinde, katliam, açlık ve doğa koşullarına bağlanan toplam kayıp için verilen alt sınırdır. Yalnızca deniz yolculuğundaki ölümleri ifade etmez.[3]

Yaklaşık 1,5 milyon

Sunata’nın literatür değerlendirmesinde aktarılan, yurdundan ayrılmak zorunda kalanların tahminidir. Aynı çalışma, göçmenlerin en az üçte birinin yolda ve sürgün yerlerinde öldüğü tahminini aktarır.[4]

Bu rakamlar kesin sayım sonuçları değildir. Kaynakların kapsadığı dönemler ve kayıp tanımları farklıdır; rakamları birbirine eklemek veya aynı olayı ölçüyormuş gibi karşılaştırmak doğru olmaz.

Her sayı, geride kalan bir yaşamı, aileyi ve yurdu temsil eder. Anmak; bu insanları istatistiklerin içinde kaybetmemektir.

Kaynaklar ve okuma notları

Mitolojik motifler, derleme tarihi ve tarihsel bilgiler aşağıdaki kaynaklara dayanır. Edebî betimlemeler bu site için yazılmıştır; kaynakların birebir çevirisi değildir.

  1. John Colarusso (2002). Nart Sagas from the Caucasus: Myths and Legends from the Circassians, Abazas, Abkhaz, and UbykhsPrinceton University Press · Introduction, pp. 1–8.

    İngilizce akademik kaynak. Burada erişilen bölüm kitabın girişidir; Nart geleneğinin bağlamı için kullanıldı.

  2. Şenol Zaman (2024). Çerkes Nart Destanları’nın Neliği, Nasıllığı ve Neredenliği Bağlamında George Dumézil’in Üç İşlev Hipotezi / ŞablonuUluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 13(2), 533–559. Sosruko / Sosrıkua: p. 544.

    Türkçe akademik makale. Başlıca figürler ve gündelik yaşamla ilişkili motifler için kullanıldı; özellikle s. 535, 543–544.

  3. Walter Richmond (2013). The Circassian GenocideRutgers University Press · ISBN 9780813560670. Publisher’s description / Yayınevi özeti.

    İngilizce tarih çalışmasının yayınevi özeti. Genel kayıp tahmininin kaynağı; kitabın tam metni değildir.

  4. Ulaş Sunata (2021). The Construction of Turkey’s Circassians as a Docile MinorityPoligrafi, 26(101/102), 235–260; pp. 240–241. DOI: 10.35469/poligrafi.2021.276.

    İngilizce akademik makale. 1864, diaspora ve literatürdeki sürgün/kayıp tahminleri için kullanıldı.

  5. Circassian National Assembly (2026). April 25 — Circassian Flag DayFlag design: 12 stars, 3 arrows / Bayrak düzeni: 12 yıldız, 3 ok.

    Bayrağın yıldız ve ok düzeni için başvuru.

  6. Madina Pashtova (2015). Мифологический нарратив в черкесской диаспоре: сохранность, семантико-прагматический аспектJournal of Caucasian Studies / Kafkasya Çalışmaları, 1(1), 159–181. DOI: 10.21488/jocas.70023.

    Rusça akademik makale; Türkçe ve İngilizce özetleri de var. Türkiye diasporasında mitolojik hafızanın aktarımı için kullanıldı.

  7. Prof. Dr. Mira Haçemizova (2025). Çerkez (Adıge) Edebiyatı – I / АДЫГЭ ЛИТЕРАТУРЭР -IDüzce Üniversitesi Yayınları 60. Editör: Dr. Memduh Ceylan. ISBN 978-625-6330-09-2. Önsöz / Preface: s. 8; mitoloji / mythology: s. 11–16; Nart: s. 17–73.

    Üniversite yayını. Mitoloji ile Nart destanının kapsamı, eğitimde aktarım ve özgün Adıgece okuma kaynağı.

  8. Amjad M. Jaimoukha. An Introductory Account of Circassian LiteratureThe Nart Epos / Collection, pp. 3–6. PDF publication date unspecified / PDF’de yayın tarihi belirtilmemiş.

    İngilizce inceleme. Derleme tarihine ilişkin bölüm kullanıldı; tartışmalı köken ve tarihleme iddiaları aktarılmadı.

  9. Alev Türkan & Sibel Paşaoğlu (2025). Migration, Diaspora and Music: Musical Identity among Yeleme CircassiansYegah Musicology Journal, 8(4), 2682–2716. Özellikle / especially p. 2691. DOI: 10.51576/ymd.1786199.

    İngilizce akademik makale. Yeleme örneğinde müzik, sözlü aktarım ve kültürel kimlik.

← Ana sayfa